|
ERTAŞ'ın altından çıkanlar...
Dün akşam Brüksel Bozar'da Neşet Ertaş & Gülşen Kutlu konserindeydim. Salon dolu, ilgi yoğundu. Girişte satışa sunulan kitap ve CD'ler indirimliydi. Uzun imza kuyruğu oluştu konser bitiminde. Sabırla ve sevecenlikle imzaladılar.
Türk Halk Müziği denildiğinde elinde sazı ile diyar diyar dolaşan "aşık" halk ozanları akla gelir ilkin. Hani o "bir elimde bağlama, kömür gözlüm ağlama, ben gurbete gidiyom, bana gönül bağlama" diyen...
Önce Gülşen Kutlu sahne aldı. 20 yıl önce ilk kaseti çıktığında Neşet ustaya ne düşündüğünü sormuşlar; "bizim bahçenin goruğu"* demiş usta! Koruk olgunlaşmış, kaliteli şaraplık üzüm olmuş adeta.
Gülşen Kutlu zarif bir hanımefendi. Şık siyah tuvaleti, kınalı saçları, asortik kolye ve küpeleri hoş duruyor. Sesi tok ve berrak. Tebessümü edalı.
Sahnede koyu takım elbiseli, papyon takmış, dokuz müzik adamı. Sadece biri bıyıklı, biri de top sakallı. İki, davul, bir elektro-saz, bir ney, bir elektro-kemençe, bir elektro-gitar, bir org, bir tef, bir darbuka, bir kaval. Güzel çalıyorlar : gürültüsüz ve abartısız. Hepsi TRT sanatçısı.
Üçüncü türküyle birlikte salondan gelen alkışlar hadi artık ısınmadın mı hâlâ Gülşen abla der gibiydi. Salonun loşluğunda kıpırdayan dudaklar fark ediliyordu. Belli ki izleyiciler ezbere bildikleri türkü sözlerini mırıldanıyorlardı ve katılmak istediklerini hissettiriyorlardı. Pideci Metin bey halkın duygularına tercüman oldu ve güzel bir çiçek buketi sundu. Jest güzeldi, herşey güzeldi. Derken "Ayaş yollarını aştım da geldim..." ile bir hareketlenme oldu ve alkışlar yoğunlaştı. Emirdağ türküsü "Harmana serdiler sarı samanı" ile salondakiler iyice coştu. Bursa'lı olan ben bile Emirdağ'lı hissettim kendimi. Gülşen hanımın Kubat ve sayın bakan Emir Kır ile ilgili övgü dolu sözleri sempati yarattı.
Verilen arada teknoloji harikası elektronik aygıtlar sahneden kaldırılmıştı. Bir elinde bağlama, ozan, o yalnız insan, o gönül adamı geldi halkın önüne. Hoşgeldiniz dedi. Konuklarını ağırlayan ev sahibi gibi... Sizlerin gönüllerinizin hizmetçisiyiz, yaş 66, 50 senedir sahnedeyim, türkü sözlerimi yabancı dillere çeviren çevirmenlere de teşekkür ederim dedikten sonra, sazını akort etti ve başladı çalmaya. Bir sanatçının enstrümanı ile bu denli bütünleşmesi az görülen bir olgudur. Sanki saz benliğinin bir parçası... Verim yaşına göre oldukça yüksek. Ciğerler sağlam, diksiyon mükemmel, düşünce evrensel ve insancıl. Gözler kapalı, ses tok, feryat çocukluk günlerinin fakirliğinin derinliğinden fışkırıyor. "Acıyı tatmıyan, tatlının gıymatını bilmiyor", "Acı da var, tatlı da, önemli olan mayhoşta buluşmak" diyor verdiği mesajda! Türkü, şiir, felsefe, siyaset : hepsi iç içe ! Sözleri bize doğru adresi işaret ediyor : bilim ve sevgi.
İşte kulağımda kalan sevgi sözlerinden bazıları :
"Yüreği pak eden sevgidir sevgi. Sevgi dünyasına yalan giremez. Perdeyi kaldıran sevgidir sevgi. İnsanı çok eden sevgidir sevgi. Sevgiler ekelim, sevgi biçelim."
Ben de naçizane şöyle diyorum : sev ki, sevil!
(*) Koruk : asma dalında olmamış, ekşi, ham üzüme denilir. Anadolu köylüsü goruk der.
Yakup YURT
27 Kasım 2004 - Bozar/Brüksel
|