|
Bejan Matur ve
Melisa Gürpınar ile
şiir dinletisi
Önce bir inşaat malzemeleri asansörü ile (onlar piyano asansörü diyorlar) üçüncü kata çıkarıldık. Derme çatma bir sahnede iki delikanlı bağlamaları ile Türk ezgilerini seslendiriyorlardı. Salon dedikleri yer bir geçiş koridoruydu. Sokak trafiğinin gürültüsü ve biryerlerden gelen müzik sesleri rahatsız edici düzeydeydi. Belçikalı izleyiciler çok küçük bir azınlıkta olmalarına rağmen, sunucu akustiği çok kötü ortamda vasatın da altında bir telaffuzla Felemenkçe ve Fransızca sunuş konuşması yaptı. İzletilen İngilizce çeviriler ise yetersiz ve anlamsızdı. İki kaliteli şairemiz şiirsellikten çok uzak koşullarda şiirlerini okudular olabildiğince... AB sanat kriterlerine uyumsuzluktan sınıfta kaldı. Eğer yetkim olsa AB benden tarih alamazdı 17 Aralıkta!..
Şiir yazmak ve şiir okumak çok farklı şeyler. Bahçıvanlık ile çiçekçilik gibi. Biri yetiştirir, biri satar. Şairler çiçek çiçek dolaşıp bal toplayan, parfüm depolayan arılar bence. Zevkler ve renkler tartışılmaz derler, gustolar kişiye özeldir. Her şiir her okunuşta tekrar yazılır aslında... Her şair, her insan gibi, kendi tarihinin ürünüdür. Evrenselliğe yönelse de, her şairde asla gizlenemeyen bir aidiyet vardır. Bir yerlere, bir dile, bir dine, bir kültüre...
Bejan Matur 1968 doğumlu, Maraşlı, esmer güzeli, uzun siyah saçları ve siyah ağırlıklı giysileri şiirlerinin yansıttığı imgesel dünyaya uygun. Epik, destansı bir deyişi var. Sözcükler özenle seçilmiş ve yerleştirilmiş birer mayın gibi gönüllere. "Rüzgâr Dolu Konaklar"da "Artık hevesli bir rüzgâr/Kuleleri/Vadileri/Yolları/Yalayıp getiren bir rüzgâr da değilim/Son ve başlangıçla birlikte/Tapınaklar ve meydanlar içinde/Bir esintiyim köşeleri
dolaşan/Kendisiyle buluşan bir esinti sadece" diyerek selamlıyor okuyucusunu... "Onun Çölünde" ki "Geceyi/Ölmüş bir güneşin teninden kazıyıp/Geçirdim yüreğime" dizeleri karanlığı aydınlatan bir mum gibi... "Ayın Büyüttüğü Oğullar" ın içerdiği "Yalnızlık/Yırtılmış sesinde bir çobanın/Dağlarda yakalar insanı" dizeleri kaval nağmesi gibi yankılanıyor gönlümde! "Tanrı Görmesin Harflerimi" deki "Taşın bilgeliği,/Anlamış olmasında sonluluğu/Kendisi sonsuz uykudayken" tesadüfen yazılacak şeyler değil. İsteyen istediği gibi anlasın... Arı, ödünsüz, teslimiyet içermeyen bir karamsarlık : tevekkül ve gerçekçiliğin izdivacı.
Melisa Gürpınar 1941 doğumlu, İstanbul'lu, sarışın, tatlı, dengeli, kendisi ve dünya ile barışık, dopdolu, görmüş-geçirmiş, bilge bir hanımefendi. Tırnak uçlarına kadar edebiyatçı. Söylemi sıcak ve akıcı. Çağının ve çevresinin zarif bir gözlemcisi. Şiiri öyküsel, öyküsü şiirsel. Çok yaşamış, çok görmüş, çok okumuş, dolmuş ve o kadar güzel taşıyor ki, öğreterek serinletiyor gönülleri. Kaliteli bir Bordeaux şarabı gibi yıllandıkça değerlenmiş nadide bir edebiyat kadını. Ve Asyalı olduğunu rahatlıkla söyleyebilecek kadar komplekssiz. Yüzü gibi kendisi de aydınlık ve aydınlatan bir kişilik. Sohbetinize doyamadık. Bir kez gördük, gönüllerimizi çaldınız. Ehh... küçücük bir sabıkanızda bulunsun artık!
Yakup YURT
Brüksel, 02 Aralık 2004
Bozar
|